Hayatin önemli geçis dönemlerinden biri olan evlenme olayinda yasanan, toplumun kültür hayatini yansitan bir çok gelenek ve görenek vardir. Bu gelenek görenek, kilik kiyafetten çeyize, oynanan oyunlardan söylenen türkülere, takilan hediyelerden yenilen yemeklere kadar çok genis bir alani kapsamaktadir.
Evliligin temel amaci bir aile olusturmaktir. Bir çok kisinin katilimiyla gerçeklestirilen evlilik töreni toplumun geleneksel uygulamalarinin en fazla sergilendigi ortamlardan biridir .
Ilçemizde 1970'li yillara kadar evlenme törenleri, evlenecek kisilerin bayramlar, gezmeler v.s. gibi çesitli vesilelerle birbirlerini görüp begenmesiyle baslar, anne ve babanin durumdan haberdar olmasiyla harekete geçinirdi. Dügünler genellikle her evin avlusunda yapilir. Genç kizlar avlunun ortasinda tef esliginde tahta kasiklarla oynar, delikanlilar da kizlari duvar arkasindan veya damlardan seyrederler. Görme ve begenme böyle ortamlarda olurdu.
Bayramlarda ise, akraba ziyaretleri bittikten sonra, genellikle ikinci ve üçüncü günleri genç kizlar mahalle meydanlarinda çesitli oyunlarla birlikte "Çingirik" denilen bir tür dönerli tahterevalliye binerek eglenirler, delikanlilar ise bu mahallerde dolasarak begendikleri kizlari görme imkanina kavusurlardi. Ayrica bayramlarda Ilçe içinden geçen Konya-Karaman yolu üzerinde kizlar arkadaslariyla kol kola girerek, delikanlilar da yan yana yürüyerek dolasirlardi. Bu da bir görüsme vesilesiydi. Bayram eglenceleri 1980'li yillar basinda yapilmaz oldu. Bugün ise tamamen ortadan kalkti.
Görüsüp begenmenin bir diger sekli ise, mahallelerinde kapi önlerinde toplanip elisi yapan genç kizlarin yakinindan delikanli /delikanlilar devamli gelip geçerek begenmis oldugunu açiga vururdu.
Ilçe toplumunun siki ahlak ve din kurallari aleni bir hareketin yapilmasina imkan birakmadigi için bu tür sakli yöntemlerle evlenilecek kiz seçilirdi. Yukarida sayilan görme, begenme adetleri günümüzde tamamen ortadan kalkmis olup, daha çok sehir usulüne göre evlilikler yapilmaktadir.
Bahsedilen vesilelerle birbirini taniyan ve begenen gençlerin durumu ya delikanli tarafindan yada komsu-akraba tarafindan anne babaya haber edilir, kiz isteme ve söz kesme olayi bundan sonra baslardi. Kiz istemeden önce aileden veya komsulardan yasli, lafi sözü dinlenir kadinlar kiz evinin agzini aramak için bir veya birkaç defa çesitli bahanelerle gönderilir. Durumu kiz tarafinin kadinlarina duyururlar. Kiz tarafi bu istegi kizin babasina veya ailenin büyüklerine bildirir. Uygun görülürse gelen aracilara "Nasipse olur " ," Allah yazdiysa ne diyelim " seklinde karsilik verilir. Buna halk arasinda "Yumusaklik verme" denir. Bu durum kiz tarafinin gönüllü olduguna gösterge sayilir, erkek tarafi da "Falan gün aksami size oturmaya gelecegiz " diye haber gönderir. O gün aksam kiz tarafinin yaslilari da hazir bulunurlar. Kiz istemeye gidecek erkek tarafi da yanlarinda ailelerinin büyüklerinden bazilarini götürmeye özen gösterir . Selamlasma, hos bes ve hal hatir sormadan sonra erkek tarafinin yaslilarindan biri " Allah'in izni, peygamberin kavliyle kizinizi oglumuza istemeye geldik, ne dersiniz ?" diye söze baslar ve kiz istenir. Kiz tarafi daha önce verdigi yumusakligin geregi olarak "nasipse olur ,hayirlisiysa olsun " seklinde karsilik verir ve düsünme müddeti ister. Izzet ikramdan sonra misafirler izin isteyerek kalkarlar.
Ikinci gidiste genellikle istek ve talepler dile getirilir. Oglan tarafinin yapacagi ziynet, ev esyasi, çeyiz ve kiza "Nikah alti" adiyla verilen tarla miktari tespit edilir. Genellikle yogun pazarliklar olur, yaslilarin idaresinde ve anlastirmasiyla bir karara varilir ve nisan için gün belirlenerek kiz evinden ayrilirlar. Nisan gününden önce kiz ve oglanin anne-babasi ve yakin akrabalari toplanir, il merkezine alisverise gider. Burada kiza ve oglana yüzük, elbise ve kiza takilacak altinlari alirlar. Buna "Galin bozma" adi verilir . Bu islem tamamlandiktan sonra nisan için akrabalar ve komsular ev ev gezilerek davet edilir. "Filan gün nisanimiz var, buydun" diye davet ederken söylenir.
NISAN
Nisan aksami kiz tarafinin davetlileri kiz evinde toplanirlar. Oglan tarafinin davetlileri oglan evinden topluca kiz evine giderler. Beraberlerinde kiz için yapilan altinlari, bohça içinde elbiseleri de götürürler. Bohçalar kiz evinde toplanan erkekler huzurunda açilir, takilar ise kadinlar tarafindan geline takilir. Kadinlar genellikle evin avlusunda toplanirlar. Damat erkeklerin ellerini öper, sonra kadinlarin yanina gelir. Orada geline ve damada yüzükleri takilir. Ardindan oglan evinden gelen lokum ve bisküvi yenir, defle, kasikla oynayarak kadinlar eglenir.
Nisan dügün merasimleri, damat adaylari için gizlice genç kizlara bakabilecekleri ortamlari hazirlar. Genellikle gece yapilan bu tür eglenceler gölgeli yerlerden ve duvar araklarindan göze batmadan bakabilmeyi saglar.
Böylece nisan merasimi tamamlanmis, gençler nisanlanmis olur. Nisandan sonra nisanli çift birbirine gösterilmez. Günümüzde aileler bu konuda gençlere fazla kisitlama getirmemekteler.
Nisandan sonra aileler arasinda karsilikli ziyaretler devam eder daha çok oglan tarafi kiz tarafini ziyaret eder. Bu ziyaretler esnasinda dügün hazirliklari ve dügün tarihi konularinda görüsülür. Dügün tarihi genellikle ilçenin ekonomik yapisina uygun olarak islerin bitimi olan harman sonuna, bag bozumu sonuna denk getirilir. Yani çogunlukla güz aylarinda dügün yapmak tercih edilir. Büyükler bebekleri ve çocuklari severken "Ömrün uzun olsun, dügünün güzün olsun demeleri yaygin gelenegin sevgiyle dile getirilmesinden baska bir sey degildir. Nisanlilik devresine Kurban Bayrami rast gelirse oglan tarafi bir Koçu kiz tarafina hediye eder. Koç boya ve kurdelelerle süslenir, alnina da altinlar baglanarak davul zurna esliginde götürülür. Bu koç ister kiz evi tarafindan degerlendirilir, isterse dügünden sonra gelinin olmak kaydiyla geri gönderilir.
Nisanli kalindigi sürede oglan tarafi kiz evini ziyaretlerinde hediye götürmeye dikkat eder. Ayrica bu süre içerisinde komsu ve akrabalardan birinin dügünü olursa bu dügün içinde gelin kiza hediye edilmek üzere "In atma" töreni yapilir. Bu tören için komsu ve akrabalar özellikle davet edilir. Davetliler yakinlik derecelerine göre çesitli boy ve ebatlarda kumas, pazen, kadife türü hediyeler getirirler. Dügün alanina gerilen bir ip üzerine bu kumaslar atilir.
Bu döneme bayram denk gelmis isi bayramda, gelmemis ise uygun bir günde damat ve arkadaslari kiz evine aksam yemegine davet edilir. Yemek bitince sofra toplanmadan önce damat ve arkadaslari sofra bezinin içine hediye babinda para atarlar. Sofra bezi bu haliyle toplanir. Evlenecek olan kiz ise yakin akrabalari ve komsulari aksam yemegine davet eder.
DÜGÜN
Ilçemizde dügünler genellikle Sali ve Persembe günü baslar. Tespit edilen günde baslayan dügünler üç gün sürer. Birinci gün oglan dügünü, ikinci gün kiz dügünü, üçüncü gün ise gelin alma günüdür. Dügün için her iki taraf akrabalarini ve komsularini yakinlik derecesine göre havlu, entarilik, yeleklik, takim elbiselik kumas hediye ederek davet eder. Buna "Okuntu" denir. Okuntunun degerine göre de davetliler hediye getirir. Dügünler Davul- Düdük (Klarnet) esliginde yapilir. Davul- Düdük Karaman'da bu isi sanat haline getirmis, "Aptal" denilen (Çingene olmayan, Türklerin çalgici zümresinden bir oymak) kisiler tarafindan üç gün boyunca çalinir.
l.GÜN : (Oglan Dügünü ) Ilk is dügün evinin dis kapisina tepesine sogan geçirilmis bir direge bayrak dikilmesidir. Bu bayrak üç gün boyunca orada dikili kalir. Üçüncü gün, oglan evinin gelin alma için tertip ettigi konvoyda elde tasinir.
Bayragin muhafazasi çok önemlidir. Sagdiç bayragi korumakla vazifelidir. Bayrak gençler tarafindan kaçirilirsa damadin babasi tarafindan bahsis verilerek kurtarilir. Bayrak kurtarilmadan gelin almaya gidilemez.
Oglan evinde davetlilere ögle ve aksam yemegi verilir. Yemekler bir asçi tarafindan hazirlanir. Sabah erken vakitlerde yemek pisirilmeye baslanir. Ögleye yakin pisen yemeklerin tadina bakan oglan tarafinin bir erkegi ahçiya bahsis verir. Yemek, etli bamya, patlican kebap, yahni, yogurtlu çorba ve çesitli tatlilardan olusur. Ögleye dogru gelinin yatagi, aksam kiz evinde gelinin arkadaslariyla yiyecegi çerezler, ertesi gün kiz evinde pisecek yemeklerin malzemesi olan bulgur, un, nohut, et, pekmez, sogan, yogurt, kasik v.s. bir traktör römorkunda davulcularla birlikte kiz evine gönderilir. Götürülen bu malzemeye "Tohum-Gavut" denir. Birkaç büyük ve birkaç çocuk ta beraber gider. Orada bir çay içip dönerler. Kiz evinden çalgicilarin aletlerine bahsis niyetiyle havlu veya mendil baglanir.
Ikindi namazindan sonra oglan evinin kadinlari; en önde davul ve düdük, arkasinda çocuklar, arkasinda oglan evinin yengeleri (müstakbel gelinin büyük eltiIeri ,görümceleri ) arkada da diger misafirler kolkola girip siralanirlar. Ilçede bulunan yedi camiinin önünden ve ana caddelerden geçerek kiz evine giderler. Bu yedi camiinin ve belli basli dört yolun kesistigi yerlerden geçilmedigi takdirde evlenen çiftin çocugunun olmayacagina inanilir. Birinci gün bu sekilde kiz evine gitmeye "Mübareke" adi verilir. Yengeler kiz evine gelirken ellerinde bohçalarla gelirler. Bu bohçalarda gelin kizin giyecekleri, oglan tarafinin kizin ailesinin büyüklerine yaptigi hediyeler bulunur. Kiz evinde bohçalar açilir, bakilir, tele serilir, kiz evi toplar. Boyali seker dagitilir. Daha önce nisanda gelin ve damada yüzükler takilmamis ise bu arada yüzüklerde takilir. Kiz tarafi damada, oglan tarafi geline para takar. Oglan tarafi geri döner aksam yemeginden sonra ise kiz tarafi oglan evine mübarekeye gider. Burada eglence de yapilir. Dügünlerde en çok söylenen türküler;
- Konyali
- Hey gaziler
- Aslan Mustafam
- Kalenin bedenleri" dir.
2.GÜN : (Kiz dügünü ) Kiz evinde dügün günü erken saatlerden itibaren yemek hazirlanmaya baslanir. Oglan evinden bir yatak, bir yorgan, bir yastik, kina, davul-düdük, çocuk ve büyüklerden olusan bir grup refakatinde traktör römorku da ögleden önce getirilir. Davul ve düdük burada kalip aksama kadar çalar. Gelin, arkadaslari ve oglan evinden gelen genç kizlarla beraber hamama gider. Hamamda senlik yapilir, gazoz içilir. Hamamci gelin kizin ayakkabisini veya çantasini saklarsa bahsis vererek kurtarirlar. Hamamdan çikanlar kiz evine giderler, orda ögle yemeklerini yerler. Gelin kiz süslenir. Ikindi ezanindan sonra davetliler kiz evinde birikmeye baslar. Damat ile damadin ailesine yapilan hediyelerin biilundugu bohçalar kiz evi tarafindan sokaklardan gezdirilerek oglan evine götürülür. Bu esyalar bahçede bulunan bir ipe veya tele atilir, gösterilir; oglan evi tarafindan toplanir. Misafirlere boyali seker tutulur. Kisa bir süre sonra kiz evi geri döner. Dönmeden kiz tarafi oglan evini yahni ve çorba yemege davet eder. Davulla birlikte kiz evine dönülür. Aksam yemegi kiz evinde yenir ve yemekte mutlaka tahta kasik kullanilir. Genç kizlar tahta kasik çalarlar. (Kizin anne-babasi sag ise çalinir, sag degilse çalinmaz) Yemekten sonra oyunlar oynanir, senlik yapilir. Yatsi ezanindan sonra davulcu oglan evine gider, beraberinde çakma/car giyinmis ellerinde kinalar olan yengeler oldugu halde geri döner. Çakma giydirilmis gelinin yüzüne yengeler gelirken pullu örtülür. Hey Gaziler türküsü çagrilarak oglan tarafi karsilanir. Yengeler gelinin yüzünü kibleye dogru çevirerek ellerine kina yakarlar. Kinalar tülbent veya kirmizi esarp ile sarilir, gelin el öptükten sonra eglence devam eder. Oglan tarafi geri dönerken davulcuda beraber gider.
Gündüz oglan evinden gelen çerez gece geç vakit ev halkina dagitilir. Gelin kiz büyüklerin ellerini öper, pijamalarini giyer, aptes alir. Gelin kizin ayaginin altina bakir tabak konur, kina gelinin bakir legeninin içinde karilir. (Kuvvetli olmasi için ) Gelin kizi aglatmaya çalisirlar türkü ve ilahilerle kina yakilir. Kinayi, annesi babasi olan bir kiz arkadasi yakar. Gelin o gece kiz arkadaslariyla birlikte yatar. Aksam yengeler geline kina yakarken kiz tarafindan oglan tarafina 3-4 erkek ve bir fakir kadinla damada kina gönderilir. Orada damada da bu kina yakilir. Dua okuyan bir hoca tarafindan, damat ile birlikte yigitbasina ve sagdiça da kina yakilir. Buna "Pasa" denir. Pasaya gidenlere oglan evinde bahsis verilir ve yüzleri köz karasi ile karalanir .
Ayrica yengeler kina yakarken "Efe" düzülür. Yani, kadinlardan biri erkek kiligina girerek türlü oyunlar yapar ve ahaliyi eglendirir.
3.GÜN : (Gelin alma ) Kiz tarafi davul ve düdükle kalkar oglan tarafina ev dösemeye gider. Ev dösenir. Damat avlu da senlikle tiras edilir. Tirastan sonra kiz tarafindan damadin giyecekleri davul düdükle götürülür. Buna "Galehat" denir. Bu grup oglan evine geldigi zaman hiç konusmadan geri dönerler. Bunun sebebi gelinin büyüklerine saygili olmasi, karsi gelmemesi için yapilir. Bu arada da kiz evinde gelin kiz da süslenir. Ögle namazindan sonra oglan evi gelin almaya gitmek için arabalari süsleyerek hazirlar. Yengeler çakma ve carlarini giyinmislerdir. Gelin almaya giderken davul, düdük ve bayrak mutlaka bulunur. Onlar gelin almaya gittikten sonra damat, yigitbasi ve sagdiç damda süslü sandalyelere oturup beklerler. Damadin cebinde bozuk para ve seker bulunur. Yigitbasinin elinde güdük testi içinde nohut, bugday ve para vardir. Avluda da yüzerlik yakilir.
Kiz evinde ise, babasi kirmizi ve yesil kusaklari gelinin beline baglar. Selavatlar okuyarak ve dönerek. Gelinliginin üzerine manto giydirilir. Oglan evinin yengeleri geldiklerinde bakir tabak, mih ve maya isterler. Arkadaslari gelini eve kapatir. Sandigin üstüne kiz evinden biri bahsis almak üzere oturur. Bahsis alindiktan sonra gelin yengelere teslim edilir. Gelin arabaya bindirildiginde kayinpeder öne, yengeler gelini ortalarina alarak arkaya sagli sollu otururlar. Gelin arabaya bindikten sonra Hoca dua eder. Orada bulunan ahali ise amin der. Konvoy oglan evine giderken yol uzatilarak pek çok sokaktan geçilir. Gelin arabasinin önü pek çok defa kesilir. Kesenlere bahsis verilerek yola devam edilir. Gelin oglan evine gelince damat ayaga kalkar, gelin arabadan inmez ve kaynanayi çagirirlar. Kaynana "inmelik" verince gelin arabadan iner. Güdük testi yere atilarak kirilir, içindekileri çocuklar kapisir. Damat ile Yigitbasi asagiya iner, yenge önde damat arkada gelinin yanina kadar gelirler. Damat gelinin koltuguna girer. Önlerine kurban kesilir. Arkasindan sise kirilir. Çekemeyenler çatlasin diye. Yüzerlik yakilmaya devam edilir. Damat gelini içeriye alinca hediyesini takip geri çikar . Damada büyükler para takar. Buna "Koltuk" denir. Koltuktan sonra damat yigitbasiyla beraber mezarlik ziyaretine gider. Aksam ezanina yakin damat eve ayna çakmaya gelir. Gelinle birlikte gelin odasina ayna çakarlar.
Yatsi namazindan sonra nikah kiyilir. Hoca evlenenlere 32 farzi sorar. Hocaya hediye olarak havlu, çorap verilir.
Gelin kiza aksam yemegi getirilince, gelin ekmegin arasina bahsis koyar.
Yigitbasina ise bir çift çorap, havlu ve kiz evinden gelen baklava verilir. Dügünün basindan sonuna kadar damadin ayakkabilari yigitbasi tarafindan korunur. Gençler saklamak için sürekli firsat kollar. Saklayacak olursa bahsis almadan vermezler. Ayakkabilari koruyamamak yigitbasi için hiç hos olmaz, dalga geçilmesine neden olur.
Simdi artik kullanilmayan, ancak geçmis yillarda evlenme çagina gelen gençlerin evlenme isteklerini belli eden davranislari söyle idi :
- Kizlarin çalimla, tafra ile is görmeleri.
- Erkeklerin, üç gün üst üste minareden sabah ezani okumasi.
- Pilava kasik saplamasi.
- Babasinin ayakkabisini esige çakmasi.
Dügünlerde söylenen Heygaziler türküsünün sözleri asagidadir.
HEY GAZILER
Hey gaziler, yol gaziler
Aman, aman
Yolda yolcum var benim.
Açil açil daglar, yol verin beyler Aman, aman
Yolda yolcum var benim.
Daglar, taslar, uçanda kuslar Aman, aman
Yolda yolcum var benim.
Açil açil daglar, yol verin beyler Aman, aman
Yolda yolcuin var benim.
Elinizden elinizden kurtulsaydim dilinizden Yesil basli ördek olsam
Aman, aman
Su içmezdim gölünüzden.
Açil açil daglar,
Aman, aman
Yolda yolcum var benim.
Vardim yarin bahçesine
Gül dibinde gülü var.
Aman, aman
Açil açil daglar yol verin beyler
Aman, aman
Yagmada yagmur, esmede rüzgar
Yolda yolcum var benim,
Aman, aman
Açil açil daglar, yol verin beyler
Yolda yolcum var benim
|