İLÇEMİZİN TARİHİ

5. OSMANLILAR DÖNEMI      

            Anadolu' da Osmanli Devletini en çok ugrastiran Karaman beyligi olmus, bu beylik 1397 yilinda Yildirim Beyazit tarafindan ortadan kaldirilmis ise de Ankara savasindan sonra (1402) yeniden kurulmustur. Fatih döneminde “GAFFARABAD” 1466 yilinda Karaman' la birlikte Osmanli devletine baglanmis, bu durum Istiklal Harbine kadar da böyle devam etmistir.

            Birinci Dünya savasi ve Istiklal Harbimize Ilçemizin Avgun mevkiindeki medresede tedris yapan müderris ve mollalar' da katilmistir.

            IDARI BAKIMDAN “ GAFFAR-IYAD” uzun süre kaza merkezi olmustur. Kazamizi yöneten kadilardan bir çogunun adi, tayin, emir ve tarihleri tespit edilmistir. (Osmanli devleti de kazalar kadilar tarafindan yönetilirdi.) 1260 tarih ve “Kaza-i Gafr-iyad” yazili mührü 1957 yilinda devrin Basbakani Adnan MENDERES' e verilmistir. Hicri Semsi (Rumi) takvimin 1260 tarihi, Miladi 1844 yilina tekabül eder. 1878 Konya Il Yilliginda Gafriyad, nahiye merkezi olarak gösterilmektedir. Osmanli Devletinin yikilisina kadar da nahiye merkezi olarak kalmistir. 1928 yilinda ise muhtarlik haline gelmistir.

            TOPRAK YÖNETIMI bakimindan vakif arazileri Osmanlilar tarafindan gibi oldugu gibi korunmustur. Dolayisi ile bu devirde de Ilçemiz topraklarinin önemli bir bölümü Karaman'daki Ibrahim Bey imaretinin vakfidir. Bazi topraklar ise has arazi durumundadir. (Osmanli toprak sisteminde has arazi, gelirleri padisah ve yüksek devlet memurlarinin maaslarina ve timarli sipahilerin yerlestirilmesine ayrilan topraklardir.) Evliya Çelebi, “Gafr-iyad padisah hasligindan ayrilmis ve nisanci pasaya verilmistir. Serefli bir kazadir. 18 köyü vardir.” Diye bahseder. Haci Baba Daginin eteklerinin bastan basa bag oldugunu belirtir. Kasaba içi ve çevresindeki topraklari hariç tutulursa, kazanin çevresindeki bir kisim topraklarin, Mülk arazileri (Özel mülkiyete ait) oldugu düsünülebilir.

 KÜLTÜR BAKIMINDAN “GAFFARABAD” gerek Selçuklular, gerekse Karamanogullari ve Osmanlilar devrinde önemli bir merkez durumundadir. Ilçemizdeki Büyük Camimi (Ulu Cami), Bedesten, Hamam birbiri yanina yapilmis külliye görünümündedir. Kasabamiza ait halen elimizde bulunan 1679 tarihli Seyh Ibrahim Çelebi Vakfiyesinde imaret, kuralara (talebe -i  Ulüm) ilim Talebeleri ve Müderrisselere vakif gelirlerinden verilmesi sartlari vardir.

            Bunlarin hemen yakinlarinda (Belediye Firininin bulundugu yerlerde) Medresenin bulundugu hala bilinmektedir. (Külliye; Camii, medrese, hastane, imaret, sübyan mektabi v.b. eserlerin olusturdugu yapilarin meydana getirdigi bütüne verilen isimdir.) Vakfiyeye göre kazamizda su an yerini bilemedigimiz bir imaretin var oldugu kesindir. Ayni vakfiyede bir handan  da bahsedilmektedir. Evliya Çelebi ise iki “han”in bulundugunu eserinde kaydetmistir.

.

:

Büyük camii içinde Karabas Efendi türbesi bulunmaktadir  ki O'nun Kur'an okuyucularin okuyucusu, basi anlaminda Kurrabastan Karabas seklinde dönüstügü düsünülebilir. (Darül Kura; Kur'an okunan yer, Kari; Kur'an okuyan, Kura bas; Kuran okuyucularinin da basi, müderrisi anlamindadir.) Kuralarin ise cami  yada medreselerin içinde, bitisigindeki Dar'ül kuralarda egitim gördükleri tahmin edilebilir.

            Asar'in kuzeyindeki yüksek tahsil yapilan bir medrese ve hemen bitisiginde bir de darüs sifanin bulundugu yasayanlar tarafindan anlatilmaktadir. (Darüs sifa: Selçuklu, Osmanli dönemi hastanelerine verilen ad ki, konumuna göre ayni zamanda Saglik okulu, Tip fakültesi, Buralarda hastalara parasiz ilaç da verilip giderleri genellikle vakiflar araciligi ile karsilanirdi.) Asardaki Medresede Kur'an derslerinin de yapildigi yaslilar tarafindan söylenmektedir. Yine Avgin mevkiindeki medresenin müderris ve mollalari l. Dünya Savasina ve Istiklal Harbimize katilmistir. Bu medresenin daha önceki yerinin “Küng” diye anilan Subasi Çesmesinin alt taraflari oldugu bilenlerce nakledilmektedir. Buralar ayna zamanda vakif imis, Birinci dünya savasindan önce Ilçede üç medrese, sekiz ilkokul (Sübyan mektebi) bulundugu anlatilir. Evliya Çelebi ise; üç medrese, alti sübyan mektebi oldugunu yazar.

            Ilçemizdeki ZIYARET YERLERI için de Evliyamiz seyahatnamesinde, bir baslik koymustur. Bu dönemde “Ulu camide medfun Karabas Efendiden olgun ve ergin bir zattir” diye bahsettikten sonra söyle devam eder:

            “Karaman kapisindan disaridaki kabristanda Medfun Haci Ömer Efendi, Yogunlar kapisi disinda Medfun Mamadi Sultan Zade, Haci Ilyas mescidinde (simdi Camii) gömülü, tarikat ileri gelenlerinden Yakup Efendi Hazretleri ulu Sultanlardir. Bunlarin menakibi (Menkibeleri) pek çoktur. Bu sehirde iki gün kalarak zevk ve safalar ettik.”

            Bunlardan baska ilçenin içi ve çevresinde, bir çogu sinanmis yerler diye de tabir edilen ziyaret yerleri vardir. Letere çiftliginden Sari Sultan Dede'nin tekkesinin kalintilari, yeri ve mezari hala mevcuttur. Sari Sultan Dede'ye akil hastalarinin götürüldügü, Allah'in izniyle sifa bulduklari anlatilir. Santiye içindeki yatir agir sitma hastalari tarafindan ziyaret edilir. Boyaci mahallesindeki bir yatir sitma hastalari tarafindan ziyaret edilir. Eski Çarsi sokagindaki yatirin da büyük bir veli oldugu, sütü olmayan emzikli kadinlar tarafindan ziyaret edildigi ilçe halki tarafindan nakledilmektedir. Kazimkarabekir ilkokulu avlusu içerisindeki (güney dogu kösesinde) Emir Dede adli yatirin mezar tasi hala durmaktadir. Haci baba dagi zirvesindeki yatir 20 yil kadar önce yagmur duasina çikildigi zamanlarda ziyaret edilen yerlerden birisi olarak anlatilir. Emin üd-din mahallesinde Piri Reis ailesi mensuplari araciligi ile ziyaret ettikleri yatirdan baska; sigirci çiftliginde Sigirci Dede, Areyde çiftliginde Ari Dede, Haci Babanin eteklerinde Tigil Dede, 1970' li yillarda park haline getirilen mezarligin kuzey kösesinde bir yatir, santiyenin arkasindaki mezarlikta düz harman yeri haline getirilen zatin mezari da ziyaret yerlerinde olarak anlatilir. Kisla baglari mevkiindeki yatir da saygi duyulan zatlardan birisidir. Seyid Yusuflar diye bilinen bu dervis Horasan taraflarindan gelmistir. Gelip yerlesmesi ile ilgili Menkibe söyledir.

Seyit Yusuf'a rüyasinda yerlesecegi yer bir dagin önü olarak gösterilir. O da gele gele Areyde köyüne gelir, yerlesir. Rüyasinda biraz daha güney batiya denilir. Bu sefer Helgez (Gelgez diye bilinen simdi ören, zamaninda çok sirin bir yerlesim merkezi imis) Mevkiine yerlesir. Biraz daha güney batiya gitmesi isaret edilince bu gün bulundugu yerde ikamet eder. Halkimiz Seyit Yusuflarin bulundugu mevkide bulunan mese agaçlarini hiç kesmemis, bundan dolayi da agaçlar çok (Asirlik) büyümüstür. Burasi mesire yeri olarak kullanilmaktadir. (Peygamber Efendimizin (s.a.v.) torunu Hz. Hüseyin'in soyundan gelenlere seyit denir.) Bu zatin Seyit olma ihtimali kuvetlidir.

            Karabas Efendi ile ilgili olarak bir menkibe de söyle anlatilir.

            Haci baba, Sultan Karabas Efendiyi ziyaret eder, gelisinde mendilinde süt getirmis, Ziyaretlerinden birinde süt dolu mendili duvara asmis, Karabas efendi ile sohbet ederlerken oradan kadinlar geçiyormus, mendilden süt damlamaya baslayinca, Karabas Efendi, Haci Baba Sultana,”kalbini bozdun süt damlamaya basladi, dagda evliyalik kolay, sehirdeki evliyalik, insanlarin içinde bulunmak zor ama üstün” demis.

            Ilçemizin eski kabristanlarindaki mezar taslari, burada bir çok tekke-medrese mensubunun yasadiginin isaretidir. Büyük camiin bati tarafinda Seyh Ömer'in merkadi 1679 Seyh Ibrahim Çelebi vakfiyesi de bunlarin saglam belgeleridir

Bunlardan baska GAFFARABAD'da BIR ÇOK ALIM DE yetismistir. Tespit edilen bu büyük alimlerin isimleri sunlardir.

1- Molla Dede'i Gafriyadi

            2- Molla Bali'i Gafriyadi

            3- Hoca Muhlihitdin Gafriyadi

            4- Izmir Kadisi Ishak Gafriyadi

            5- Gecdehan Abdullah Gafriyadi

            6- Kudüs Kadisi Sefer Gafriyadi

            7- Molla Mustafa Gafriyadi

            8- Veliyüddin Efendi

            Tarihçi, merhum I. Hakki Konyali, Molla Mustafa Gafriyadi ile ilgili su bilgileri vermistir.

            “Yavuz Sultan Selim Misir seferine giderken, orduyu hümayun ile birlikte ilçemizin kuzeyinde konaklamistir. Burada Laleli Dede diye de bilinen Veliyüddin Efendi orduya yemek verir. Padisah bu zatin ledüni ilim sahibi biri oldugunu anlar. Sefer sirasinda yaninda bulunmasi için Veliyüddin Efendiden bir sohbet hocasi ister. Veli dede de ileri müritlerinden molla Mustafayi Yavuzla beraber ugurlar. Molla Mustafa Gafriyadi padisahla birlikte kutsal topraklara (Kudüs, Mekke ve Medine) kadar gitmistir. Medine yakinlarina ulastiginda Molla Mustafa-Yavuz bir yerde bagdas kurarak oturdugu için, o'na-“Edep sultanim, Mustafa (s.a.v.) diyarina geldik” ifadelerinin de bulundugu beyitler okur. Yavuz hemen toparlanir, oturusunu düzeltir. Fakat bu arada sohbet hocasina bozulmustur. Medine'de MESCIDI NEBEVI' de sabah ezanlarindan önce bütün müezzinlerin molla Mustafa' nin söyledigi beyitleri okuduklarini duyar. Hemen bas müezzini yanina çagirir, durumu sorar. Bas müezzin bu beyitlerin kendisine biraz önce Peygamber efendimizin (s.a.v.), tarafindan rüyasinda söylendigini diger müezzinlere de ögretip sabah ezanindan önce her birinin de okumasi emri verildigini beyan eder. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim'in Molla Mustafa'ya saygi ve sevgisi daha da artmistir.

            Molla Mustafa Padisahla birlikte Istanbula dönmüs ve Istanbul'da tarafindan iskenceyle öldürülmüstür.

            Gaffarabad' da büyük devlet adamlari da yetismistir. (bunlar ilgili bahiste ayrica verilmistir.

            EKONOMIK VE TICARI BAKIMDAN GAFFARABAD, ipek ve baharat yolunun Anadoludaki devami diyebilecegimiz Halep- Adana üzerinden gelen, Karaman-Konya üzerinden Istanbul'a (bir kolu ile Antalya ve Alanya'ya) ulasan ana hatti üzerinde kurulmustur. Bu yönü ile tarih boyunca ticari bakimdan  da önemlidir. Simdiki Arayde çiftliginin bu yol üzerinde bir Pazar yeri oldugu bilinmektedir. Evliya Çelebi ise Kasabamizda iki han, kirk dükkan bulundugunu söyler. Bedesten ise hala ayaktadir. (Bedestenler Selçuklu Osmanli devrinin kapali çarsilari.) Daha bir asir kadar  öncesinde Kasabamiz halkinin cihir denilen bitkiden hem kendi ihtiyaçlari için hem de ticari gaye ile boya yaptiklari söylenir. Anlatildigina göre asilik mevkiinin üst taraflari cihirlikmis. Tesbih tanesi büyüklügündeki meyvesi ile dallarindan boya yapilan bu bitki, daha kaliteli ve fazla üretim için asilanirmis.

            Bozdag mevkiinin önlerinde pamuk ekildigi de bilinmektedir. Gerek cihirden yapilan boyalar ve gerekse ceviz kabugu ve yapraklari ile hali, kilim, pamuklu ve yünlü dokumalarin ipleri boyanirmis. Selçuklu örnegi halilarin motiflerinin izlerini tasiyan güzel halilarimiz, isdar denilen tezgahta, yünlü pamuklu dokumalar ise çulhalik adi verilen tezgahlarda dokunurmus, Yün ve pamuklarin ise kirman ve çikrik adi verilen aletlerle egrilip bükülerek ip haline getirildigi bilinmektedir.

               Ilçemizin dogusunda, Karaman yolu üzerinde bulunan tas ocaklarindan çikan renkli taslar gerek ev yapiminda ve gerekse park, bahçe v.b. yapilarda kullanilmaktadir.

            GAFFARABAD' DA TARIM VE KÜÇÜK BAS HAYVANCILIK DA eskiden beri yapilmaktadir. Esasen Ilçemizin temel geçim kaynagi simdi de bunlardir. Gerek tarim, gerekse hayvancilik yapilan çiftliklerin bazilari hala kullanilmakta bir çogu ise ören yeri halindedir. Memalik-i Osmaniyenin tarih ve cografya lugati (A.Cevat,Istanbul,1898) adli eserin 548. sayfasinda Gaffarabad'la ilgili olarak su bilgiler verilmistir; “Konya Vilayetinde Karaman nevahisindendir. (nahiyelerindendir.) Nahiye 10 karye ve 1184 hanede 5567 nüfusu havidir. Nahiyede 65 manda 550 inek, 1923 öküz, 57 deve, 850 merkep, 35 ester, 27 beygir, 40 bin kadar keçi, 24 bin koyun ve 300 öküz arabasi vardir. Haci Baba daginda yetisen hayvanlarin etinin lezzetli oldugu ve bazi Arap ülkeleri tarafindan özellikle arandigi, yaslilarca anlatilir. Simdi hayvan sürüleri çogaldigi için otlaklar yetmemekte, yaylalara çikilmaktadir. Suni beslenmeler günümüzdeki bir çok seyde oldugu gibi esas özelliklerinin, güzelliklerinin azalmasina, kaybolmasina sebep olmustur. Bagcilik çok eskilerden beri yapilan ziraat kollarindan biridir. Evliya Çelebi de seyahatnamesinde “Haci baba dagi etekleri bastan basa bagdir, bu baglari anlatmak zordur.” Diye bahseder

SONRAKİ SAYFA >>>  2-İSLAMİ DÖNEME KADAR
                                     3-EMEVİLER-ABBASİLER DÖNEMİ
                                     4-SELÇUKLULAR VE KARAMANOĞULLARI DÖNEMİ
                                     5-OSMANLILAR DÖNEMİ
                                     6-CUMHURİYET DÖNEMİ
 
   
 
Doðrudan Baþbakanlýk Türk-Ýþ Kurumu Sosyal Yardýmlaþma ve Dayanýþma Genel Müdürlüðü Eðitime % 100 Destek Haydi Kýzlar Okula Bilgisayarlý Eðitime Destek Yaþasýn Okulumuz   eðitim.gov.tr  

 T.C. KAZIMKARABEKİR KAYMAKAMLIĞI HÜKÜMET KONAĞI KAT:2 KAZIMKARABEKİR / KARAMAN

                                                                  Tel : 0 338 311 20 02       E-MAİL:kazimkarabekir@kazimkarabekir.gov.tr

© 2007 Her Hakkı Saklıdır. Siteyi Tasarlayan: Mehmet PİŞKİN mehmetpi@gmail.com